Duygularımla bir konuşmam oldu 1

Merhabalar ;

Uzun bir aradan sonra tekrar buradayım. Gerçi hep buradaydım yalnız sadece paylaşım yapmıyordum, bugün paylaşıp yapma zamanı geldiğini düşünüyorum.

Bir ay süredir kendimle yüzleşme sürecine girdim. Uzun uzun düşündüm ne hatalar yapmışım diye kimlere nasıl güvenmişim düşündükçe keşkelerim çoğaldı. Bu şeyleri düşünmemi sağlayan da ardı ardına gelen ihanetlerdi. Bu yüzden her şeyden, herkesten uzaklaşıp kendimle yalnız kaldım. Her gün her saat düşündüm uykusuz kaldığım günler oldu yine de kendimi bozmadım kimseye karşı çünkü onlardan bir farkım olmalı diye hareket etmeliydim. Onların yaptıklarına karşılık misilleme yapmadım sadece onlardan uzaklaştım ve az ve kısa cevaplar vererek iletişimi sağladım ve halen sağlıyorum.

Emrah Serbes ‘in bir sözü var ” İYİLER İLK GÖRÜŞTE TANINMAZ ”  diye hayat felsefem 2016 dan beri , ne güzel bir söz değil mi nereye çeksen hep haklı bir söz, hayatımın en önemli yerlerinde bu sözü hissederim yüreğimde.

Kimseden bir beklentim olmadan hayatıma devam ediyorum, doğrusu bu değil midir ?

Kimselere bir şey anlatmadan kendi fikirlerini gerçekleştirmek ve ortaya çıkan sonuçlarla kendini mutlu kılmak bu dünyanın en iyi aktivitesi olabilir.

Ben konuşmayı çok severim doğru kişiler olduğu sürece keyifli sohbetler etmeyi çok seviyorum. Yeni insanlar tanımaktan keyif alıyorum nedeni de ilk tanıştığın insanı merak ediyorum ve onun fikirlerini öğrenmek onun deneyimlerini öğrenmeyi seviyorum. Sokakta adını bilmediğim bir çok kişi var hepsiyle de ayak üstü tanışmış olup her karşılaştığımda sohbet etmeyi ihmal etmeyen biriyim. Tanıştığım kişilerin adlarını sormam çünkü o esnada sormak aklıma gelmiyor keyifli sohbetlere dalmış oluyorum. Kimse ile de sizli bizli konuşamadım hiç bir zaman, hep sen ben olarak konuşurum ve ilgimi çeken hep bir şey var kimle tanışsam hep benim yanımda rahat oluyor bu benim en sevdiğim olaylardan biri diğer bir olay ise instagram üzerinden atılan mesajlardan tanıştığım insanlar hiç bir tanışma cümlesi kurmadan direkt sanki yıllardır tanışıyor muşuz gibi mesaj atmaları ve uzayan yıllara dayanan dostluklar kurmak en güzeli hepsi farklı şehirlerde ve ortak bir şehirde buluştuğumuzda senelerin verdiği özlemle sarılmak ve sohbetler etmek o kadar güzel ki kelimeler bunu anlatamayacak kadar yetersiz kalıyor.

Bu blogumu da eksik bırakıyorum aynı hayat gibi..

Bu blog u vakit ayırıp okuyan herkese teşekkür ederim. Sevgi  ve Saygılarımla…

Sütten ağzı yanan yoğurdu üfleyerek yer

Geçen her yılı,her ayı,her haftayı,her günü,her dakikayı,her saniyeyi özlüyorum. Geçmişe baktığımda çok sevdiğim insanlarla olan anlarım sanki ellerinden kayıp gitmiş gibi şuan etrafıma baktığımda kaç kişi var gerçekten sevebileceğim konuşmadan bile anlaşabileceğim sevinçlerime ve üzüntülerimi birlikte yaşayabileceğim kim var ki … Hiç kimse yok.. Öyle bir zamana denk geldim ki dünyadaki insanların çoğu sevgisiz,düşüncesiz,bencil,umursamaz,yapmacık hal ve hareketleri sergiliyor.İnsanların özünü sonradan yansıtmaları onların nasıl biri olduklarını üzülerek öğreniyorum.

Yeni bir kişi ile tanışmaya bile çekinir oldum.Bana ne sevinçler katacağını değil ne üzüntüler ne hayal kırıkları yaratabilir diye düşünmeden edemiyorum. Bir söz vardır ”sütten ağzı yanan yoğurdu üfleyerek yer ” diye benimde durumum bu işte her tanıştığım kişiden dilim yanıyor.

 

Yedek

Kendimizi hep birilerine karşı kaybediyoruz. Sürükleniyoruz arkasından.O kadar çok değer veriyoruz ki zaman içerisinde verdiğimiz o değerin yanlış kişiye verdiğimizi anlayıncaya dek onlar için ne fedakarlıklar ne mücadeleler verdiğimizin farkında bile olmuyoruz. Onların hayatına ortak olduğumuzu düşünürüz saf duygularımızla ama ne yazık ki biz onların hayatındaki yedek kulübesinde bekleyen bir fedakarız. Oyuna dahil olmak için bir umutla bir sevinçle bekliyor , en zorlu zamanlarında ve ihtiyaçları olduğu vakit yanlarında olmak için can atıyoruz. Ama artık bekleyecek vaktimiz yok.. Sabrımız yok..Hep yedek kulübesinde kalmak için mi bu mücadele. İnsan farkına varmalı yanındakilerinin. Kim onun için mücadele etmiş kim etmemiş ? Yine de düşünemiyor çekip gidiyor ; gittikten sonra anlıyor pişmanlığını , elini tutan olmadığını … Her şeye geç kalıyor. Kırılan bir kalbin geri onarılması zor olduğunu anlıyor , her şeyin bitmiş sadece sadeliğin hüküm sürdüğü duygular kalıyor.

Kaybettiğimizi düşünüyoruz ama kaybetmiyoruz . En büyük zaferin içinde böyle düşünürsek kaybederiz. Bizler yıllar ne kadar geçerse geçsin hep sevgiyle doğru kişileri beklemekten vazgeçmeyeceğiz.

Başlangıç

Bazı şeylere başlamak bazen doğru zamanı beklemekle olamıyor. Bir blog yazısı yazmak epeyce bir zaman önce istemiştim yalnız çoğu zaman içinde bulunduğum psikoloji hiç buna el vermedi. Bir söz vardı ”bazen bir dokunuş uzun yıllar alabilir ”  olduğum durumu bu sözle ifade ediyorum. Artık bu dokunuşları hayata geçirme vakti geldiğini düşünüyorum. Yapmak istediğim bir çok şey varken oturup beklememeliyim hayat devam ediyor bugün yaptığım bir çok şeyi ilerdeki zamanda yapamayacağıma inanıyorum artık hareket etmeliyim. Çünkü her yaşın ayrı bir gücü ve zorluğu var örneğin 10 aylıkken emekleyip ayakta durmaya çalışıp daha sonra düşe kalka yürümeye çalışmak gibi ne kadar çok düşsem de yinede yürüyüp koşmaya devam etmekten vazgeçmediğim gibi.

hand pen writing plant
Photo by Natalie B on Pexels.com

Yaptığımız planlar çoğu zaman gerçekleşmez bulunduğumuz koşullardan dolayı üzülüp hemen vazgeçeriz aslı da çabucak vazgeçmeye yöneliyoruz  fazla üzülmemek için sonra zaman geçiyor unuttuğumuzu sanıyoruz  ama içimizde bir yerde halen o plan yaşıyor oluyor ve tamda beklemediğimiz bir anda çok istediğimiz ama gerçekleşmeyen planın tamda ortasındayız bu tesadüf mü yoksa beklemediğimiz anda gelen bir hediye mi ?