Değişim

İnsan ancak acı çekmişse değişir. Kendinde bitirmesi gereken duyguları ve davranışları radikal bir karar doğrultusunda değişime uğratır. Bu durum kişinin yaşadıklarına göre değişir ama acı hep aynıdır. Şöyle bir baktığımızda herkesin kendine göre bir acı durumu olup; değişmesine neden olan bir durumu var. Sevdiği bir insanı kaybetmesi, sevdiği insanın terk etmesi, değer görmemesi veya maddi zorluklar gibi daha birçok faktör olabilir. Bunların doğrultusunda kişinin kendince uzun uzun akılla bir konuşması olur birçok radikal karar alır. Hangisini uygulayabilir hangisini uygulayamaz bilemeyiz. Hayat koşullarına bağlı ve bir karar verirken bile değişime başlamıştır. Hiç bir şey yapmasa bile… Çünkü eskisi gibi düşünmüyor ve eskisi gibi hareket etmemeye özen gösteriyordur. Değişim başladığında çevredeki birçok kişi onun eskisi gibi olmadığını söylemeye başlamasının doğru bir yol çizgisinde ilerlediğinin göstergesi olarak görüyorum. İnsanların artık çıkarları doğrultusunda onlara hizmette bulunmuyor ve beklentilerini karşılamamaya başlıyor. İnsanların verdiği zarardan tek kurtuluş acı çekmek olması da üzücü. Neden değişmek için kırılmamız gerekiyor ? Neden keşke demeye bırakılıyoruz hiç düşündük mü ? Ben düşündüm. İnsanlar çıkarları doğrultusunda varlar. Bizlerden bir çıkarları yoksa iletişim bile kurmuyorlar. Herkes belli bir yere kadar bizlerle devam eder sonrasında ayrılmalar olur. Şöyle bir baktığınızda bir şeye başladığınızda kim vardı yanınızda şimdi ise kim var ? Cevap açık ve net. Birçoğu yoktur bile bir şeyi başarmak için insan yalnız olmak istemez hep bir destekçisi olsun ister. Çünkü bir insan bir şeyleri başarmaya çalıştıkça kendisine inanan kişilerle zaferi kutlamak ister ama insanların ne yapacağını kestiremez. Başarıya ulaştıkça kırılmalar ve ayrılmalar başlıyor. Hüzün sürüyor günlerce haftalarca… Çok fazla sürdüremiyor insan bu melankoli halini. Çünkü ilerleyen bir zaman ve ulaşılması gereken bir hedef var. Sonra her şey bittiğinde bir an geliyor acılara kırılmalara öyle alışmışız ki basit geliyor her şey. İşte o an yaşlı bir insan gibi hissediliyor. Şu an bu bloğu yazarken hissettiğim yaşım geldi aklıma… Yaş 66 … Yoruldum tabi ziyadesiyle bu blogda buraya kadar sevgili okur. Zamanını ayırıp okuyan herkese teşekkür ederim..

YENİLGİ

Büyük kalabalığın içinde yalnızlığımla yazıyorum bu satırları sevgili okur:
Anlatacaklarım birikti buraya bir kaç yazı paylaşma vakti geldiğini düşünüyorum ama nerden başlasam ki bilemedim şu an…
Zaman akıp geçiyor koşar adımlarla. Hayat öyle bir maraton ki önce yavaş yavaş koşturuyor son düzlüğe gelmeye yakın daha hızlı koşman için hırsının verdiği güce sığınıp depar attırıyor hayat. Bu yarışı asla kazanamayacağımızı bildiğimiz halde pes etmiyoruz çünkü hırsın bir umudu var.. Umut ne güzel şey, insana kazanıp kaybedeceğini durumları olmasına rağmen insana en iyi gelen umuttur. Hayal kurduruyor en önemlisi hayalde umutsuzluğa yer yok. Hayal insanın kendini motive etme şeklidir. Mutsuzluğunda bile mutsuz olacağını düşünmesi hayal etmesi onu motive ediyor.
Yalnız bizleri bitiren ZAMAN… Bizler zamana yenik insanlarız. Hayatımızın her anında zamana yenik haldeyiz ;
Yanlış zamanda tanıştığımız insanlar, yanlış zamanda verdiğimiz kararlar, yanlış zamanda düşündüklerimiz ve yanlış zamanda kaybettiklerimiz.. Bazılarının telafisi olabilir bazıların ise olmaz.
Bazen bir yere ulaşmak istersin belki bir insana, belki bir yere, belki bir hedefe zaman yavaşlar yavaşlar duyguları doruklarda yaşayabilmek için ulaştığımızda zaman hızlı koşmaya başlar işte yenilgi şimdi başlıyor akıp gidiyor ve farkına bile varmıyorsun ne acı ! Farkına vardığında yalnız olduğunun farkına varıyor şöyle bir oturup VAY BE NE HIZLI GEÇMİŞ ZAMAN dedirtiyor ve bu sözü söylemişsen olgunlaştırmıştır seni hayat ve zaman…
Her zaman olduğu gibi bu blogda da aniden ayrılıyorum. Zamanını ayırıp okuyan herkese teşekkür ederim..

Duygularımla bir konuşmam oldu 2 Dağılıyorum

ddc648a4-3f97-4f32-a5ee-866e41785da6Acı çekiyorum bugünlerde yeniden sevmeye başlamıştım halbuki tekrar inanmıştım sevildiğime sonradan yanıldığımı öğrendim. İkinci kez aldatılmış gibi hissediyorum bu acıyı anlatamamak, içimdeki duyguları söylemek istediğim  çok şey var da anlatamamak her şeyden uzaklaşma isteği kimseyle iletişim bile kurmak istemiyorum sadece ağlamak istiyorum. Nefes alamıyorum düşündükçe bu durumları astım ilaçlarımı tekrar kullanmaya başladım yaşarken nefes alamamak boğuluyorum yorgun düşüyorum uykum geliyor ilaçlarımı içince bir rahatlama geliyor uyuya kalıyorum. Gece uyandığımda belki mesaj atmıştır diye telefonuma bakıyorum ama hiçbir bildirim yok yatağımda bir sağa bir sola dönerek uyumaya çalışıyorum ve sabah oluyor. Her şey günlük gülistanlık gülüyorum işlerimi yapıyorum kimseye bir şey belli etmemeye çalışıyorum ama içimde yenilgiye uğratılmış her tarafı darmadağın olmuş kalp ve öldürülen bir umut var. Akşamları eve geldiğimde rakı içmeye başladım her gün başım dönene kadar içiyorum ailem sigarayı bırakıp alkole başladın bir şey kullanmadan edemiyorsun diyorlar ama kafamı yatıştırmam gerektiğini  kafamın içindeki düşünceleri ancak böyle birazda dindiriyorum bilmiyorlar ki bana kalsa sabahtan içmeye başlıyacam da gün boyunca müşterilerle iletişim kuruyorum ve araç kullanıyorum diye içmiyorum dayanıyorum. Derin nefes meditasyonları yapıyorum bir işe yaramıyor fazla ama denemeye değiyor.

Bunların hepsinin geçeceğini biliyorum ama zamanla geçeceğini biliyorum bir hafta, 1 ay , 1 yıl mı bilmiyorum ama geçecek alışacam bu ilk defa başıma gelmedi ikinciydi ve en ağırıydı. Güçlü durmalıyım yıkılmamam gerek hayat devam ediyor birkaç iş başarısı elde edip kendi mutlu hissettirmem gerekiyor ancak öyle öyle toparlarım kendimi yavaş yavaş ..

 

 

Kitap + Düş + Hayat

Okuduğum kitapların oluşturduğu bir düş dünyam var. Kitabı okurken düş dünyamda oluyorum ve keşke kitaptaki karakterler en yakın arkadaşlarım olsaydı düşlerimle kalmasaydılar düşüncesi bile mutluluk verici 🙂 Çeşit çeşit hayatlar ve onların hikayeleri oturup keyifli sohbetler etmek ne güzel olurdu. Okuduğum bir kitapta yazarın bir notu vardı şöyle diyordu ;

”Hayat herkese farklı hikayelerin sunulduğu bir yer. Herkes kendi hikayesini yaşar ve bu hikayeler aslında hiç bitmez. Çemberin içinden bakan insanlar hikayelerin bittiğini düşünürler. Çemberin dışındakiler ise her bitmeye yüz tutan hikayenin başka bir yol bularak yeniden canlandığını görürler.İşte bu yüzden kitapların sonu yok ve biz neyin nasıl devam edeceğini bilmiyoruz ama her hikayenin bir şekilde devam edeceğini biliyoruz. Tıpkı hayat gibi… ”

Ne güzel bir not bırakmış yazar. Hayat bizden bir mucize bekliyor ve o mucize olacaksa gelip bizleri bulur. Bu yüzden hep insan hep hayaliyle yaşar ve hayaller bir gün gerçek olur ben buna inanıyorum.

Vazgeçtim

Vazgeçtim..

Önceden önemsediğim bir çok kişiyi umursamadan yaşamaya başladım. Boş şeyleri kafama takıyor muşum meğerse önceden umursadığım her kişi için ayrı ayrı üzülüyordum peki beni umursamayan biri için neden kendimi mutsuz kılıyorum diye sordum kendime neden peki neden ?

Bu soruyu sorduğum zaman kendimle kavgam başladı. Yeni hissiz bir berkay yaratmam gerekiyordu umursamaz kendi halinde kendi fikirleriyle hareket eden kaybedecek bir şeyi olmayan hayatın bütün darbelerini yaşamış ve acıyla bilenmiş duygularının darmadağın olan bir kişi fena olmazdı düşündüm ve onayladım.

Artık kaybedecek bir şeyi olmayan bir berkay yarattım. Dünya yıkılsa umrunda olmayan hatta her şey yıkılırken oturup keyif sigarası yakacak kadar umursamaz bir haldeyim. Kimi veya neyi umursadıysam ya üzdü ya olmadı. Bu cümleyi yazarken kadeh kaldırasım geldi 🙂

Aaaa bu arada sigarayı bıraktım 3 ay oldu 11 yıldır içmekten keyif alığım zıkkımı bıraktım. Bu herkes için önemsiz bir haber ama benim için büyük gelişme çünkü aşırı bağımlılığa dönüşmüştü sevgili doktorlarım astım ın var içme artık demelerine rağmen içmeye devam ediyordum hatta son 2 kez gittiğim doktorların kanser olabilme ihtimalim olduğunu söylemişlerdi pek sallamadım doğrusu halen de sallamıyorum ilerde yaşayıp göreceğim.

Bu yazıyı da yarıda bıkıyorum çünkü bu hayatta hiçbir zaman tamam olamaz tamama ramak kala hayat döngüsü olarak yarıda bırakılır..

6 ay sonra yeniden…

Duygularımla bir konuşmam oldu 1

Merhabalar ;

Uzun bir aradan sonra tekrar buradayım. Gerçi hep buradaydım yalnız sadece paylaşım yapmıyordum, bugün paylaşıp yapma zamanı geldiğini düşünüyorum.

Bir ay süredir kendimle yüzleşme sürecine girdim. Uzun uzun düşündüm ne hatalar yapmışım diye kimlere nasıl güvenmişim düşündükçe keşkelerim çoğaldı. Bu şeyleri düşünmemi sağlayan da ardı ardına gelen ihanetlerdi. Bu yüzden her şeyden, herkesten uzaklaşıp kendimle yalnız kaldım. Her gün her saat düşündüm uykusuz kaldığım günler oldu yine de kendimi bozmadım kimseye karşı çünkü onlardan bir farkım olmalı diye hareket etmeliydim. Onların yaptıklarına karşılık misilleme yapmadım sadece onlardan uzaklaştım ve az ve kısa cevaplar vererek iletişimi sağladım ve halen sağlıyorum.

Emrah Serbes ‘in bir sözü var ” İYİLER İLK GÖRÜŞTE TANINMAZ ”  diye hayat felsefem 2016 dan beri , ne güzel bir söz değil mi nereye çeksen hep haklı bir söz, hayatımın en önemli yerlerinde bu sözü hissederim yüreğimde.

Kimseden bir beklentim olmadan hayatıma devam ediyorum, doğrusu bu değil midir ?

Kimselere bir şey anlatmadan kendi fikirlerini gerçekleştirmek ve ortaya çıkan sonuçlarla kendini mutlu kılmak bu dünyanın en iyi aktivitesi olabilir.

Ben konuşmayı çok severim doğru kişiler olduğu sürece keyifli sohbetler etmeyi çok seviyorum. Yeni insanlar tanımaktan keyif alıyorum nedeni de ilk tanıştığın insanı merak ediyorum ve onun fikirlerini öğrenmek onun deneyimlerini öğrenmeyi seviyorum. Sokakta adını bilmediğim bir çok kişi var hepsiyle de ayak üstü tanışmış olup her karşılaştığımda sohbet etmeyi ihmal etmeyen biriyim. Tanıştığım kişilerin adlarını sormam çünkü o esnada sormak aklıma gelmiyor keyifli sohbetlere dalmış oluyorum. Kimse ile de sizli bizli konuşamadım hiç bir zaman, hep sen ben olarak konuşurum ve ilgimi çeken hep bir şey var kimle tanışsam hep benim yanımda rahat oluyor bu benim en sevdiğim olaylardan biri diğer bir olay ise instagram üzerinden atılan mesajlardan tanıştığım insanlar hiç bir tanışma cümlesi kurmadan direkt sanki yıllardır tanışıyor muşuz gibi mesaj atmaları ve uzayan yıllara dayanan dostluklar kurmak en güzeli hepsi farklı şehirlerde ve ortak bir şehirde buluştuğumuzda senelerin verdiği özlemle sarılmak ve sohbetler etmek o kadar güzel ki kelimeler bunu anlatamayacak kadar yetersiz kalıyor.

Bu blogumu da eksik bırakıyorum aynı hayat gibi..

Bu blog u vakit ayırıp okuyan herkese teşekkür ederim. Sevgi  ve Saygılarımla…

Sütten ağzı yanan yoğurdu üfleyerek yer

Geçen her yılı,her ayı,her haftayı,her günü,her dakikayı,her saniyeyi özlüyorum. Geçmişe baktığımda çok sevdiğim insanlarla olan anlarım sanki ellerinden kayıp gitmiş gibi şuan etrafıma baktığımda kaç kişi var gerçekten sevebileceğim konuşmadan bile anlaşabileceğim sevinçlerime ve üzüntülerimi birlikte yaşayabileceğim kim var ki … Hiç kimse yok.. Öyle bir zamana denk geldim ki dünyadaki insanların çoğu sevgisiz,düşüncesiz,bencil,umursamaz,yapmacık hal ve hareketleri sergiliyor.İnsanların özünü sonradan yansıtmaları onların nasıl biri olduklarını üzülerek öğreniyorum.

Yeni bir kişi ile tanışmaya bile çekinir oldum.Bana ne sevinçler katacağını değil ne üzüntüler ne hayal kırıkları yaratabilir diye düşünmeden edemiyorum. Bir söz vardır ”sütten ağzı yanan yoğurdu üfleyerek yer ” diye benimde durumum bu işte her tanıştığım kişiden dilim yanıyor.

 

Yedek

Kendimizi hep birilerine karşı kaybediyoruz. Sürükleniyoruz arkasından.O kadar çok değer veriyoruz ki zaman içerisinde verdiğimiz o değerin yanlış kişiye verdiğimizi anlayıncaya dek onlar için ne fedakarlıklar ne mücadeleler verdiğimizin farkında bile olmuyoruz. Onların hayatına ortak olduğumuzu düşünürüz saf duygularımızla ama ne yazık ki biz onların hayatındaki yedek kulübesinde bekleyen bir fedakarız. Oyuna dahil olmak için bir umutla bir sevinçle bekliyor , en zorlu zamanlarında ve ihtiyaçları olduğu vakit yanlarında olmak için can atıyoruz. Ama artık bekleyecek vaktimiz yok.. Sabrımız yok..Hep yedek kulübesinde kalmak için mi bu mücadele. İnsan farkına varmalı yanındakilerinin. Kim onun için mücadele etmiş kim etmemiş ? Yine de düşünemiyor çekip gidiyor ; gittikten sonra anlıyor pişmanlığını , elini tutan olmadığını … Her şeye geç kalıyor. Kırılan bir kalbin geri onarılması zor olduğunu anlıyor , her şeyin bitmiş sadece sadeliğin hüküm sürdüğü duygular kalıyor.

Kaybettiğimizi düşünüyoruz ama kaybetmiyoruz . En büyük zaferin içinde böyle düşünürsek kaybederiz. Bizler yıllar ne kadar geçerse geçsin hep sevgiyle doğru kişileri beklemekten vazgeçmeyeceğiz.

Başlangıç

Bazı şeylere başlamak bazen doğru zamanı beklemekle olamıyor. Bir blog yazısı yazmak epeyce bir zaman önce istemiştim yalnız çoğu zaman içinde bulunduğum psikoloji hiç buna el vermedi. Bir söz vardı ”bazen bir dokunuş uzun yıllar alabilir ”  olduğum durumu bu sözle ifade ediyorum. Artık bu dokunuşları hayata geçirme vakti geldiğini düşünüyorum. Yapmak istediğim bir çok şey varken oturup beklememeliyim hayat devam ediyor bugün yaptığım bir çok şeyi ilerdeki zamanda yapamayacağıma inanıyorum artık hareket etmeliyim. Çünkü her yaşın ayrı bir gücü ve zorluğu var örneğin 10 aylıkken emekleyip ayakta durmaya çalışıp daha sonra düşe kalka yürümeye çalışmak gibi ne kadar çok düşsem de yinede yürüyüp koşmaya devam etmekten vazgeçmediğim gibi.

hand pen writing plant
Photo by Natalie B on Pexels.com

Yaptığımız planlar çoğu zaman gerçekleşmez bulunduğumuz koşullardan dolayı üzülüp hemen vazgeçeriz aslı da çabucak vazgeçmeye yöneliyoruz  fazla üzülmemek için sonra zaman geçiyor unuttuğumuzu sanıyoruz  ama içimizde bir yerde halen o plan yaşıyor oluyor ve tamda beklemediğimiz bir anda çok istediğimiz ama gerçekleşmeyen planın tamda ortasındayız bu tesadüf mü yoksa beklemediğimiz anda gelen bir hediye mi ?